2020 Yapılacaklar Listesi

1 Ocak 2020

Gelecek yıl ki bana bir mektup yazdım.

“Merhaba 2021 de yaşayan gelecekteki ben. Bu mektubu okuyorsan yaşıyorum demektir ki bu 2020 yılı her şeye rağmen güzel bitti demektir…”

Başlangıcı bu şekilde. Sonra devam ettim.

Bir yılda neler yapmak istediğimi, neleri başarmak istediğimi; hayatımda olumsuz olarak gördüğüm ve yapıp yapmamanın tamamen bana bağlı olduğu konuları belirleyip bunları yapmak istemediğimi yazdım.

Albert Einstein demiş ki: “Delilik; aynı şeyi tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemektir.”

Bu sözü masama yazıp sürekli görebileceğim bir yere koydum.

Artık sürekli yapageldiğim ama yapmaktan da rahatsızlık duyduğum şeyleri yapmayacağım. Tabii bu genel bir açıklama oldu. Altını ben elimden geldiğince doldurmaya çalıştım.

Size de tavsiye ederim. Madde madde yazın 2020 de neler yapak istiyorsunuz ya da neler yapmak istemiyorsunuz; nerelere gitmek istiyorsunuz. Öyle uzaklara gitmek için plan yapmak zorunda değilsiniz. Mesela okuldan bir arkadaşınızı ya da aile büyüklerinizden uzun zamandır görmediğiniz birini ziyaret etmeyi planlayabilirsiniz.

Kırgın olduğunuz biri ile barışmak isteyebilir ve bunu yazabilirsiniz. Özür dilediğinizde kendinizi daha rahat hissedeceğiniz biri var mı? Yazın listeye ve gidip ilk fırsatta özür dileyin. 2021 de başarı hanenize bir tik koyun.

Okumak istediğiniz kitapların adlarını yazabilirsiniz. Yaptığınız liste azaldıkça ne kadar mutlu olacağınızı bir düşünün. Belki bir sonraki yıl hedefinizi artırmak zorunda kalacaksınız.

Hiç bilmediğiniz ama merak ettiğiniz bir konuda eğitim almak istediğinizi yazabilirsiniz. Artık bir şeyler öğrenmek, bir kursa katılmak için fiziksel olarak bir yerlerde olmanıza gerek yok. Çevrim içi eğitim konuları ve kaynakları aradığınız her dilde mevcut. Değerlendirin. Çok küçük maliyetlerle pek çok konuda eğitim almanız mümkün.

Karım ve çocuklarım için neler yapmak istediğimi, neler yapmak istemediğimi yazdım. Onlarla daha etkili zaman geçirmek istiyorum. Zaman hızla geçiyor. Benim çocuklarım daha küçük. Büyüdüklerinde anı bankalarında birikimleri olmasını istiyorum.

Ben karım ve çocuklardan da bir liste hazırlamalarını istedim. Hatta bir tane de ortak aile listesi hazırlayacağız. Hepimizin listelerinde olup ortak yapmamız gereken konuları bu listede takip edeceğiz.

Hemen bu noktada şunu da belirtmem gerekir ki; insan beyninin konulan hedeflere gidebilmesi için net, görünür, günlük erişilebilir olması gerekir. Beynimiz belirsiz, ucu açık hedeflere odaklanamıyor. Görselleştirilmeyen hedeflere odaklanamıyor. Açık ve yazılı hale getirilmiş hedefler konusunda ise bilinçaltımız uyurken bile çalışarak bizlere destek olmaya devam ediyor. O nedenle yazılı hale getirilmiş tanımlamaları net biçimde belirlenmiş, çeşitli başlıklarla sınırlandırılarak yazılan hedeflerin başarı şansı daha fazladır.

Örnek verecek olursam: Kilo vermek istiyorum yerine Bu yılın sonunda 15 kilo vermek istiyorum diyerek hedefi net hale getirmek gerekir. Böylece haftalık ve/veya aylık takiplerle hedefinizin neresinde olduğunuzu net olarak görme şansınız olur. Bu yıl çok kitap okuyacağım diyerek yazılan bir hedef belirsizdir. Beynimiz için bu hiçbir şey ifade etmeyecektir. Her ay iki kitap okuyarak 2020 yılında toplamda 24 kitap okumayı hedefliyorum derseniz bu net bir tanımlamadır. Takibi yapılabilir.

Böyle bir listeyi kimse sizin için yapamaz. Tüm güzelliği de burada değil mi zaten? Kimseye okutmak zorunda olmadığınız, rakibinizin sadece siz olduğu, sonucun sadece sizin tarafından belirlendiği; etkilerinin ise başta sizi sonrasında ise çevrenizdeki herkesi etkilediği bir süreçten bahsediyoruz.

Sadece ve sadece kendiniz için yapmalısınız bu listeyi. Bir başkasını mutlu etmek için yapamazsınız. Öyle olsa gelecek yıl ki size ne diyeceksiniz ki?

Bunları yazılı hale getirip önünüze koyduğunuzda beyniniz bunları gerçekleştirebilmeniz için size yardımcı olmaya başlayacak.

Aslında gücün içinizde olduğu gerçeği ile şaşkına döneceksiniz.

Sevgilerimle,

Alter Güneş

Üşüyorum

Eksi 30 derece.

Kar durmak bilmiyor. Bazı yerlerde bir metreyi geçti. Yavaş ilerliyoruz. Sığınacak bir yer yok.

Ayağımızdakiler, üstümüzdekiler bizi bu soğuktan koruyamıyor.

Üşüyorum. Hem de çok.

Adım Ahmet. Hasan’ın büyük oğlu Ahmet.

Durmak, oturmak, uyumak istiyorum.

Dinlenmeliyim.

Açım. En son ne zaman yemek yedim, hatırlamıyorum.

Anamın tarhanası ne güzeldi. Çocukken toplanıp yer sofrasının etrafına babamın bir yumrukta ortasından çıkardığı soğanın cücüğünü bu kez kime vereceğini merakla beklediğimiz zamanlar…

Sonra büyüyüp kendi evim olduğunda soğanın cücüğünü ben çıkartmaya ve paylaştırmaya başlamıştım. Tıpkı babam gibi.

Tekrar sıcak bir tarhana kaşıklayabilecek miyim? Peki ya yer sofrasına oturup bir yumrukta soğanın cücüğünü çıkarabilecek ve onu sofrada gözlerimin içine bakanlardan birine verebilecek miyim?

Üşüyorum.

Soğuktan ayak parmakları kopanları gördüm bu sabah. Ayağında çarığı olmayanlar var. Bezle sarıp soğuktan korumaya çalışıyorlar. Bezi açıp tekrar sarmak isteyen Memed vardı, bezi açıp parmaklarının mosmor olmuş ayaklarından ayrı durduğunu gördüğünde ne yapacağını bilemedi. Eli titreyerek bir tanesini alıp baktı. Bambaşka şeylermiş gibi ne olduklarını anlamaya çalışırmış gibi…

Yapılacak bir şey yok. Er ya da geç hepimizin başına gelecek. Oturduğu yerde olabildiğince elini yukarı kaldırıp kopmuş ve morarmış parmağı bana gösterdi. Ne söyleyecek ne de yapacak bir şey vardı. Omzuna vurdum teselli edercesine.

Üşüyorum. Durmak istiyorum.

Eskiden, ben köyümdeyken üşüdüğüm zaman ellerimi bir birine sürtüp bir de avucumun içine ağzımla ‘hoh’ yaptığımda üşümem geçerdi. Artık içim dondu. ‘Hoh’ bile yapamıyorum.

Meşe odunlarını kırıp yaktığımız, ısındığımız zamanlar ne güzeldi. Ateşin odunları yiyip tüketirken çıkardığı ses ne huzur vericiydi. Ateşin başına oturup onu uzun ince bir çubuk ile karıştırmayı ne çok severdim.

Tekrar ateş başında oturabilecek miyim? Peki ya onu ince bir çubuk ile karıştırabilecek miyim?

Üşüyorum. Durmak istiyorum. Oturmak istiyorum.

Toprak donmuş. Kar hiç durmuyor. Her yer beyaz. Toprağa dokunmayalı, onu koklamayalı ne kadar oldu?

Tarlada çalışırken, sabana bağlayacak hayvanımız olmadığından ben çekerdim onu. Çok yorucu olurdu. Terden sırılsıklam olurdum. İmdadıma kızım yetişir bana bir testi su verirdi. İçip kendime gelince tekrar başlardım çalışmaya. Ama ondan önce bir avuç toprak alıp avucumda ufalayıp koklardım.

Tekrar avucuma toprak alabilecek miyim? Onu koklayabilecek miyim?
Üşüyorum. Durmak istiyorum. Oturmak istiyorum. Dinlenmek istiyorum.

Sıcaktan terlemek. Bir kere daha sıcaktan terlemek istiyorum. Bizim memleket ne sıcak olurdu be… Güneşe bakmak isteyen adamın feleği şaşardı.

Tekrar sıcaktan terleyebilecek miyim?

Üşüyorum. Durmak istiyorum. Oturmak istiyorum. Dinlenmek istiyorum. Gözlerimi kapatmak istiyorum.

Elimde tuttuğum silah sanırım elime yapıştı. Elimde bir bez sarılı. O bez silaha yapışmış. Umarım bez de elime yapışmamıştır. Hissetmiyorum.

Eskiden ben köyümdeyken saz çalardım. Elimde bir tek o olurdu. Tellerin arasında gidip gelirken hayallere dalıp giderdim. Yanımdakilerde benimle birlikte…

Yeniden elime saz alabilecek miyim? Tekrar onu çalabilecek miyim?

Üşüyorum. Durmak istiyorum. Oturmak istiyorum. Dinlenmek istiyorum. Gözlerimi kapatmak istiyorum. Uyumak istiyorum.

Bir an Allahü Ekber Dağlarındayım. Soğuk. Donuyorum. Donuyoruz. Parmaklarımız kopuyor. Düşenler oluyor. Düşenlere yardım edemiyoruz. Öylece kalıyorlar. Toprak donmuş. Ölenleri gömemiyoruz bile. Yağan kar üzerlerini örtüyor. Ben de düşüyorum.

Diğer bir an köyümdeyim. Yer sofrasında anam, babam, karım, kızım ve oğlumla birlikteyim. Ortadaki tarhanadan çıkan sıcak duman burnumu yalayıp geçiyor. Elime aldığım soğanı yer sofrasında bir yumrukla ikiye ayırıyorum. Cücüğü kızıma. Bir tane daha alıyorum. Ondan çıkanı da oğluma veriyorum. Gözlerinizdeki mutluluğa kurban olurum.
Yemekten sonra elime sazı alıyorum. Bir oradan bir buradan çalıp duruyorum. Çalarken de söylüyorum. Geç oldu herkesler yattı.
Ateşin başında yalnızım ama elimdeki çubukla karıştırıp canlandırıyorum ateşi. Havaya kalkan ateş parçaları süzülerek yere iniyor.

Uyumalıyım. Sabah erkenden kalkıp tarlayı süreceğim. Yorulduğumda kızım bana bir testi su getirecek. İçip devam edeceğim. Ama ondan önce avucuma aldığım toprağı koklayacağım.

Artık üşümüyorum.

Sarıkamıştayım. Ölen kırkbinden sadece biriyim.